Üç parçalı başlık

Ahıska kadın giyiminin başında, kadınların katha-leçek (bazı yerlerde papah-leçek) dediği başlık gelir. Üst üste giyilen üç parçadan oluşur.

Katha — alçak, sert bir başlık. Sürgünden önce iskeleti elek kasnağından, sonra mukavvadan yapılırdı. Üstü nar rengi kadifeyle kaplanır. Kadife boşuna seçilmemiştir: hem süslüdür hem kaymaz, örtü üstünden düşmez. İki yanında halka ve boncuklu bir bağ vardır: iş sırasında başlık düşmesin diye çenenin altından geçirilir.

Kathaya altın dikilir. Tam alnın üstünde büyük Mahmudiye sikkesi (II. Mahmud dönemi Osmanlı sikkesi) durur; bir ya da üç tane olur. Çevresinde ve üstünde bir iki sıra küçük urbiya (başka yerlerde pipanur), bazen de sikkelerden bir «çiçek», punpuli.

Leçek — mermerşahi kumaştan, işlemesiz, yaklaşık bir buçuğa bir buçuk metre, kenarı iğne oyalı beyaz örtü. Boynu örtecek şekilde sarılır, bağlanır ya da broşla tutturulur.

Vala (kalağa, kelağayi da denir; genel adı tavşal) — aynı boyda, buta desenli baskılı ipek başörtüsü. Bu örtüler Azerbaycan’da yapılırdı. Vala üçgen katlanır, omuza atılır, bağlanmaz. Bugün en sevileni mor kenarlı beyaz olanıdır.

Kim, ne zaman takardı

  • Gelin baba evinden çıkarken katha-leçek takardı.
  • Genç evli kadın sürgünden önce onu yaklaşık 30 yaşına kadar takardı. Sürgünden sonra bu süre kısaldı: bir iki yıl, sonra birkaç ay, sonra yalnızca misafirlikte.
  • Bugün katha-leçeği yalnızca gelin takar — kız istemede, nişanda, düğünde ve «hinkal günü»nde, hayatında bir üç kez. Düğünlerde bugün de takılır.
  • Orta yaşlı kadın artık katha takmazdı: leçeğin üstüne pamuk ya da yünden koyu renk tavşal.
  • Yaşlı kadın başını leçekle sarar, tavşalla örterdi — omuza atılmış, bağlanmamış; iş sırasında boynuna dolar, arkadan hafifçe bağlardı.

Ninelerimizin Pavlovo Posad şalları nereden

Sürgünden sonra kendi örtülerini bulmak mümkün değildi. Kadınlar yakında olanı, kendininkine benzeyeni aldı: «Japon şalı», Pavlovo Posad şalı, «Rus eşarbı». Sonra yeniden Azerbaycan’dan kelağayi getirilmeye başlandı. Orta Asya’dan eski fotoğraflardaki güllü şallar bu yüzden hata değil, yolun izidir.

Elbise ve takılar

1944’ten önce kadın iç gömleği (içlik), şalvar (dambal), elbise ya da gömlekle etek, önlük (peştamal), kuşak (süslüsü gümüş kemer), yelek ve çarık giyerdi. Önlük birkaç taneydi, her birinin işi ayrıydı: evde basma, sağımda siyah.

1944’ten önceki gelinliğin tam olarak nasıl olduğunu kimse bilmiyor: fotoğrafı yok. Büyüklerin anlattığına göre adı **«üçetek»**ti. Rengini büyükler farklı söyler: kırmızı, yeşil, mor — ya da beyaz, al, yeşil.

Takılardan — «Macar altını» ve kehribar ya da oltu taşı boncuklu kolye (şöve), yuvarlak altın küpeler.

Erkekler

Sürgünden önce erkekler Kafkas giyimi giyerdi: başta fes, papak ya da renkli kumaştan sarık; çizgili dokuma gömlek, kapitone zubun yelek, kaytan işlemeli şalvar, ayakta çoğunlukla yün çoraplı çarık. Ağa ve beylerde fişeklikli çoha. Sürgünden sonra Kazaklar çarıklı Ahıskalılara «çokay» dediler.

Başlığımızı komşularınkinden ayıran ne

Araştırmacı Ahıska başlığını Gürcü, Ermeni, Kırım Tatar, Boşnak ve Anadolu başlıklarıyla karşılaştırdı. Sonuç: sürgünden sonra Ahıska giyimi Kafkas giyimine yakındır, ama başlık Anadolu’ya ve Bosna’ya daha yakındır, Gürcü ve Ermeni başlığından ise çok farklıdır. Bu yüzden Ahıska için «genel Kafkas» kadın kıyafeti bir hatadır.

Henüz bilmediklerimiz

Giyimin ilçeden ilçeye — Adigön, Aspinza, Ahılkelek — nasıl farklılaştığına dair kaynak yok. Sürgün öncesi çocuk giyimini kimse anlatmamış. Ailenizde bir katha, bir leçek ya da başlıklı eski bir fotoğraf saklanıyorsa, bu ortak hafızanın bir parçasıdır.